Halihazırda hayatımızın birçok alanına yoğun biçimde girmiş olan
bilgi teknolojileri gelecekte hayatımızı çok daha yoğun etkileyecek.
Bu yeni dünyada başarıyla yol alabilmeleri için çocuklarımızın
gerekli beceri ve bilgilerle donanmış olmaları gerekiyor. Bilgisayar kullanmak,
geleceğimiz olan çocuklarımız için son derece doğal. Artık
bilgisayar
neslinin büyümesine ve genişlemesine izin verme zamanı.
Çocuklar için karmaşık teknolojiyi kullanmak nefes almak kadar doğaldır,
internette dolaşmak onlar için hoplayıp zıplamak kadar kolaydır ve
bilgisayarların dili onlar için alfabenin ABC’si kadar basittir. İnternette
dolaşmayı severler, akıllı ve sürekli bağlıdırlar. Teknolojiyle araları iyidir
ve onu rahat kullanırlar.
İnsanlık tarihi boyunca her yeni teknoloji dalgası biraz korku ve yanlış
bilgi ile karşılandı. Özellikle de konu çocukları ilgilendiriyorsa. Sinema ve
filmler ilk ortaya çıktığında, radyo icat edildiğinde, televizyon hayatımıza
girdiğinde, bu yeni teknolojilerden rahatsızlık ve endişe duyan, hayatı olumsuz
etkileyeceklerini savunan insanlar oldu. Benzer endişe ve kaygılar, günümüzde
bilgisayarlar söz konusu olduğunda da kimi ebeveynlerin aklını kurcalıyor. Bazı
ebeveynler, her geçen gün evlerimize daha fazla giren bilgisayarların çocukları
miskin ve uyuşuk olmaya teşvik ettiğine inanıyor.
Intel Türkiye olarak 2009 yılında Türkiye’de bilgisayar tutumlarına yönelik
görüşleri değerlendirmek amacıyla yaptırdığımız araştırma Türkiye’deki
kullanıcılarla ilgili de benzer sonuçları ortaya koyuyor. Araştırmaya göre
bilgisayarın faydaları ülkemizde halen yeterince bilinmiyor. Yapılan ankette
evde bilgisayar olmasının zararları konusundaki görüşleri sorulan kişilerin
yüzde 81’i bilgisayar başında çok zaman geçirildiğini, yüzde 76’sı bilgisayarın
sosyal ilişkilere zarar verdiğini, yüzde 69’u ise zararlı internet sitelerine
erişim sağladığını belirtiyor. Örnek kitlenin sadece yüzde 13’ü bilgisayarın bir
zararı olmadığını söylüyor. Araştırmaya göre ülkemizde bugüne kadar hiç internet
kullanmayanların oranı yüzde 19’ken, kadınların üçte biri hiç internet
kullanmadığını ifade ediyor.
Oysa tıpkı radyo, televizyon ve sinema gibi, bilgisayar ve teknoloji de
hayatımızın gelişiminde önemli rol oynuyor ve önümüzdeki dönemde hayatımızdaki
olumlu etkileri daha da iyi kavranacak gibi görünüyor. Çocukların açık
görüşlülüğü ve çabucak güven duyan yapıları da, onların bilgisayar
teknolojilerine çok hakim olmalarına ve çoğu zaman bu konuda ailelerinin önüne
geçmelerine yol açıyor.
Intel Türkiye’nin “Bilgisayar Kullanımı ve Tutum Araştırması”nda da yaş
ilerledikçe internete ilişkin bilgi düzeyinin zayıfladığı ve internet
kullanımının düştüğü, ancak internetin gençlerin önemli bölümü için bir yaşam
tarzı haline gelmiş durumda olduğu görülüyor. Araştırmaya göre ülkemizde 16-19
yaş grubunun dörtte üçü internette her gün en az bir saat zaman geçiriyor. Şu
anda bilgisayara sahibi olmayan fakat almayı planlayan hanelerin satın alma
nedenlerinin başında da üçte iki ile “internete bağlanabilmek”, ikinci sırada
“çocukların ödevleri” geliyor. Bu veriler ülkemizde de yeni neslin teknolojiyi
kabullendiğini ve benimsediğini gözler önüne seriyor.
Bilgisayar kullanımı çocukların gelişiminde büyük önem
taşıyor
“Çocuklar için bilgisayarlar gerçek dünyanın ta kendisi, öğrenme ve
gelişme süreçlerinin birer parçası. ” diyen Amerikalı ünlü pedagog Dr.
Richard Woolfson, bilgisayarların çocukların öğrenme dünyalarını genişlettiğini,
onlara yeni bir sosyal iletişim yolu sunduğunu söylüyor. Woolfson,
“Çocukların sosyal ağlar kurmalarını, gerçek hayatlarında yeni insanlar
tanımalarını sağlıyor. Ayrıca eğitim süreçlerinde daha aktif katılımcılar
olmalarını sağlayarak öğrenme biçimlerini değiştiriyor. Sosyal hayata dahil
olma, müzik ve resim yapma, okur -yazarlığa yardımcı olması gibi yararlarıyla
karşılaştırıldığında, çevrimiçi dünyanın zararları çok daha az” diye
konuşuyor. Çocukların tüm diğer etkinlikleri gibi bilgisayar kullanımının da
dengeli olması gerektiğini vurgulayan Woolfson, çocuklara çevrimiçi tehlikeler
hakkında bilgiler verilmesi gerektiğini ifade ediyor. Çevrimiçi ortamda
kesinlikle kişisel bilgilerini paylaşmamaları gerektiği konusunda
bilgilendirilmeleri, istenmeyen e-postalar ve siber saldırılar gibi negatif
hareketler konusunda bilinçlendirilmeleri, bunlara uygun biçimde tepki vermeleri
konusunda teşvik edilmeleri gerektiğini belirtiyor. Woolfson, korkunun ebeveynin
öncelikli motivasyon aracı olmaması gerektiğinin de altını çiziyor.

Ekonomik ilerlemenin motoru: Bilgi teknolojileri
Dünyanın birçok ülkesinde hükümetler, ekonominin büyümesinde ve gelecekte
daha iyi duruma gelmesinde bilgi ve iletişim teknolojilerinin önemini çoktan
kavramış durumdalar. Endüstriyel rekabetçiliği geliştirmek, büyümeyi
desteklemek, istihdam yaratmak ve temel sosyal zorluklarla mücadele edebilmek
için bilgi ve iletişim teknolojilerinin güçlü temelinin oluşturulmasına yönelik
birçok politika belirleniyor. Dr. Woolfson’ın da dediği gibi, “Bugün dünya
için büyük önem taşıyan bilgi ve iletişim teknolojileri ekonomiyi ileri
taşıyacak, hem bireyler hem de toplumlar olarak nasıl ilerlediğimizi gösteren
bir ölçüt olacak. Bir çocuğa bu dünyayı sunmamak, onun yoluna büyük taş koymak
anlamına geliyor.”
Birçoğumuz bilgisayarların internete eriştiğimiz, iş yaptığımız ya da
çocuklarımızın oyun oynadıkları araçlar olduğunu düşünüyoruz. Oysa bu günlük
kullanım biçimlerimizin dışında, farkında olmadan gözümüzle görmediğimiz birçok
ağın da birer parçası oluyoruz. Örneğin beğendiğimiz bir kıyafeti denediğimizde
bir mağazanın tedarik zinciri sürecine katılmış oluyoruz. Ya da hava durumunu
dinleyip sabah evden çıkarken yanımıza bir şemsiye almamız, tamamen yeni
teknolojilerle donatılmış meteoroloji sistemlerinin sayesinde gerçekleşiyor. Bu
nedenle günümüz dünyasında ilerleyebilmek için teknolojideki gelişmeleri
anlamak, bilgisayar tabanlı becerilere sahip olmak gerekiyor. Teknolojinin
hayatımızdaki yaygın etkisini ve gelecekte çocuklarımızın hayatlarında daha da
artacak etkisini anlayan okullar, bilgi teknolojisine en az okuma yazma kadar
önem veriyor, bilgi ve iletişim teknolojilerini eğitim programlarının merkezine
yerleştiriyorlar.
Sınıfta yaratıcılık
Sınıfta teknoloji kullanımı, çocukların yaş gruplarına bağlı olarak
değişiklikler gösteriyor. Erken yaşlardaki öğrenciler bilgisayarlarla temel
yazma ve sayı becerileri gibi basit etkileşimli programlar aracılığıyla iletişim
kuruyor, bilgisayar programlarını çizim ve boyama için kullanıyorlar. Bu temel
kullanım seviyeleri onları sadece klavye ve ekrana alıştırmakla kalmıyor, el ve
göz koordinasyonlarını geliştirmelerine de yardımcı oluyor. Çocuklar büyüdükçe
bilgisayar kullanımı daha karmaşık bir hal alıyor, öğrenme biçimlerini
değiştirmeye başlıyor. Örneğin öğrencilerin matematik ve fen bilimlerini daha
iyi anlamalarını sağlamak için konuların animasyonlarla anlatıldığı ve
canlandırıldığı programlar, öğrencilere birbirlerinin anlattıklarına katılma ve
onları eleştirme, böylece bilgiyi ve çalışma biçimlerini geliştirme şansı
veriyor.
Bilgisayarlar sadece eğitimde değil; ekip çalışması, işbirliği ve
yaratıcılığın gelişiminde de büyük rol oynuyor. Avrupalı öğretmenler,
öğrencilerinin büyük bölümünün bilgisayarların faydalarından etkin biçimde
yararlandıklarını belirtiyorlar. Örneğin istatistiksel bir tablodan haritalar
çıkarmanın öğrenciler için son derece kolay olduğunu ve ilgilerini daha fazla
çektiğini ifade ediyorlar. Teknoloji ve çevrimiçi öğrenme, çocukların matematik
formüllerini hızlı öğrenme yollarını keşfetmelerine ve konuyu daha hızlı
kavramalarına da yardımcı oluyor. Karmaşık figürlerle ifade edilen teorileri bir
bilgisayar programı ve görsel sunumlarla beslerseniz, bu teoriler çocuklar için
son derece eğlenceli, anlaşılır ve düşünmeye teşvik eden bir hal alabiliyorlar.
Bilgisayar oyunları çocukların gelecek iş hayatını
etkiliyor
Peki ya bilgisayarda oyun oynamak zararlı mı? Popüler medya
çoğu zaman bilgisayar oyunlarının olumsuz etkilerini gündeme getiriyor,
bilgisayar takıntılı ve güçlükle iletişim kurabilen karakterlerle ilgili
resimler çiziyor ve toplumda negatif bir algı yaratıyor. Oysa Dr. Woolfson oyun
oynamanın aslında birçok faydası bulunduğunu söylüyor. Woolfson’a göre oyunlar,
çocukların bilgi yığınlarını önlerindeki ekrandan okuma ve bu bilgilere
inanılmaz hızlarda tepki verme yeteneği kazanmasını sağlıyor. Bunun için son
derece hızlı bir görsel işleme gerekiyor. Bu da analitik becerilerinin, el ve
göz koordinasyonunun gelişmesini sağlıyor. Bu bilgileri işleme ve analiz etme
sürecinde öğrenilen beceriler, doğrudan iş dünyasına transfer edilebiliyorlar.
Michigan State University’de 3 yıl boyunca 12 yaş altı çocuklarla çalışmalar
yapan Profesör Linda Jackson da, bilgisayar oyunları oynamanın görsel ve
zihinsel becerileri geliştirdiğini belirtiyor. Resim ve şekilleri kullanarak
düşünmeyi öğrenen çocuklar bu sayede aslında bilim, teknoloji, mühendislik,
matematik ve tıp gibi disiplinler için bir altyapı oluşturuyorlar. Bu da
gelecekteki iş dünyası için onlara yardımcı oluyor. Özetle bilgisayar ve
interneti kullanmak, çocuklara geleceğin yeni dünyasına güvenle ve kolaylıkla
girebilecekleri kapılar açıyor.
Intel: Bilgi toplumuna geçişin öncüsü
Intel ülkelerin bilgi toplumlarına dönüşümü ve gelişebilmeleri için
çocukların doğru araçlara sahip olmalarının, doğru becerilerle donatılmalarının
ve eğitimin büyük önem taşıdığına inanıyor. Bu nedenle bilgisayar kullanımının
yaygınlaşması, çocukların ve gençlerin teknoloji eğitimi alabilmeleri için yoğun
çaba harcıyor. Eğitime her yıl 100 milyon dolar ayıran Intel, özellikle
matematik, bilim ve teknoloji alanlarında dünyanın dört bir yanında
öğretmenlere, öğrencilere ve üniversitelere yardım etmek için eğitim alanındaki
projelere önemli yatırımlar yapıyor. Intel 7 kıtada 50'nin üzerinde ülkede,
Intel Öğretmen Programı ve Intel Öğrenci Programı gibi özel projelerle eğitimi
geliştirmek için çalışıyor.
Türkiye’de 2003 yılından bu yana Milli Eğitim Bakanlığı işbirliği ile
uygulanan “Intel Öğretmen Programı" kapsamında bugüne kadar Milli Eğitim
Bakanlığı’na bağlı resmî okullarda görev yapan 130 bin öğretmene eğitimler
verildi. Yine Milli Eğitim Bakanlığı işbirliği ile 2005 yılından bu yana
uygulanan “Intel Öğrenci Programı” ile de, ev ve okullarında teknolojiye sınırlı
erişim imkânı bulunan 50 bin öğrencinin okul saatleri dışında bilgisayar tabanlı
öğrenme deneyimi yaşamaları sağlandı.
Bilgisayarlar
çocuklar için neler yapar?
• Gelişmiş sosyal ağların bir parçası olmalarını sağlarlar.
• Yaşıtları ve büyüklerle iletişim kurmalarını sağlarlar.
• Soyut konuları canlandırarak öğrenme dünyalarını
genişletir.
• Ekip çalışması ve işbirliğini güçlendirir, çocukların
öğrenme sürecinin aktif katılımcıları olmalarını sağlar.
• Yeni fikir
ve teknolojiler için açık fikirli olmaya teşvik eder.
• Herhangi bir
maliyet olmaksızın herşeyi sanal ortamda yaparak yaratıcılıklarını geliştirir,
örneğin kitap, müzik, film ya da fotoğraflar yapabilirler.
• Aile
üyelerinin etkileşimli etkinliklere dahil olmalarını teşvik ederek aile yaşamını
kolaylaştırır.
• Büyük bilgi yığınlarının işlenmesi aracılığıyla el ve
göz koordinasyonunu, analitik becerileri ve karar verme yetisini
geliştirir.
• Kazandırdığı becerilerle onları gelecekteki iş yaşamlarına
hazırlar.
Dahil olun…
Amerikalı Pedagog Dr. Richard Woolfson, ebeveynlerin korkuyla uzak durmak
yerine, çocuklarının bilgisayar ve teknoloji kullanım sürecine dahil olmaları
gerektiğini söylüyor. Dr. Woolfson’ın ebeveynlere önerileri şöyle:
• Çocuğunuzdan daha az anlasanız bile teknolojiden korkmayın.
• Geride durmayın. Bu sizinle çocuğunuz arasında engeller yaratır.
• Teknolojiyi içinize sindirin, çocuklarınızın bilgisayar kullanımını
paylaşın.
• Çocuğunuzla konuşun.
• Eğer emin değilseniz
çocuğunuzun öğretmenleri ile konuşun ve onların önerilerini alın.
Woolfson’a göre bu davranışlar, ebeveynlerin çocuklarının bilgisayar
kullanımını dengelemelerine yardımcı oluyor ve bilgisayar başında fazla vakit
geçirmek gibi negatif eğilimlerini hızlıca fark etmelerini sağlıyor.